🏠︎
KUR'AN-I KERİM TÜRKÇE MEALİ (ELMALILI M. HAMDİ YAZIR)
56 - Vakıa
RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA
1
اِذَا وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُۙ
Meali:
Olacak vak'a olduğu zaman
2
لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌۢ
Meali:
Onun oluşunu yalanlayacak kimse yoktur.
3
خَافِضَةٌ رَافِعَةٌۙ
Meali:
O, alçaltıcıdır, yükselticidir.
4
اِذَا رُجَّتِ الْاَرْضُ رَجاًّۙ
Meali:
Yer şiddetle sarsıldığı
5
وَبُسَّتِ الْجِبَالُ بَساًّۙ
Meali:
Dağlar serpildikçe serpildiği
6
فَكَانَتْ هَبَٓاءً مُنْبَثاًّۙ
Meali:
Dağılıp toz duman haline geldiği
7
وَكُنْتُمْ اَزْوَاجاً ثَلٰثَةًۜ
Meali:
Ve sizler üç sınıf olduğunuz zaman
8
فَاَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَٓا اَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِۜ
Meali:
Sağın adamları (var ya) ne mutludurlar onlar!
9
وَاَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِ مَٓا اَصْحَابُ الْمَشْـَٔمَةِۜ
Meali:
Solun adamları ise ne uğursuzdurlar onlar!
10
وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَۙ
Meali:
Önde olanlar (var ya), onlar öncüdürler.
11
اُو۬لٰٓئِكَ الْمُقَرَّبُونَۚ
Meali:
İşte o yaklaştırılanlar,
12
ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِ
Meali:
Nimet cennetlerindedirler.
13
ثُلَّةٌ مِنَ الْاَوَّل۪ينَۙ
Meali:
Çoğu önceki ümmetlerden,
14
وَقَل۪يلٌ مِنَ الْاٰخِر۪ينَۜ
Meali:
Birazı da sonrakilerden.
15
عَلٰى سُرُرٍ مَوْضُونَةٍۙ
Meali:
(Onlar) cevherlerle işlenmiş tahtlar üzerindedirler.
16
مُتَّكِـ۪ٔينَ عَلَيْهَا مُتَقَابِل۪ينَ
Meali:
Karşılıklı olarak onların üzerinde yaslanırlar.
17
يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُخَلَّدُونَۙ
Meali:
Çevrelerinde, ölümsüzlüğe ulaşmış gençler dolaşırlar.
18
بِاَكْوَابٍ وَاَبَار۪يقَ وَكَأْسٍ مِنْ مَع۪ينٍۙ
Meali:
Kaynağından doldurulmuş, testiler, ibrikler ve kadehlerle.
19
لَا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلَا يُنْزِفُونَۙ
Meali:
Ondan ne başları ağrıtılır, ne de akılları giderilir.
20
وَفَاكِهَةٍ مِمَّا يَتَخَيَّرُونَۙ
Meali:
Beğendikleri meyvalar,
21
وَلَحْمِ طَيْرٍ مِمَّا يَشْتَهُونَۜ
Meali:
Canlarının çektiği kuş etleri,
22
وَحُورٌ ع۪ينٌۙ
Meali:
İri gözlü hûriler,
23
كَاَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ۬ الْمَكْنُونِۚ
Meali:
Saklı inciler gibi,
24
جَزَٓاءً بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ
Meali:
Yaptıklarına karşılık olarak verilir.
25
لَا يَسْمَعُونَ ف۪يهَا لَغْواً وَلَا تَأْث۪يماًۙ
Meali:
Orada boş bir söz ve günaha sokan bir laf işitmezler.
26
اِلَّا ق۪يلاً سَلَاماً سَلَاماً
Meali:
Duydukları söz, yalnız "selam", "selam" dır.
27
وَاَصْحَابُ الْيَم۪ينِ مَٓا اَصْحَابُ الْيَم۪ينِۜ
Meali:
Sağın adamları, nedir o sağın adamları!
28
ف۪ي سِدْرٍ مَخْضُودٍۙ
Meali:
Dalbastı kirazlar,
29
وَطَلْحٍ مَنْضُودٍۙ
Meali:
Meyva dizili muzlar,
30
وَظِلٍّ مَمْدُودٍۙ
Meali:
Uzamış gölgeler,
31
وَمَٓاءٍ مَسْكُوبٍۙ
Meali:
Fışkıran sular.
32
وَفَاكِهَةٍ كَث۪يرَةٍۙ
Meali:
Pek çok meyva arasında,
33
لَا مَقْطُوعَةٍ وَلَا مَمْنُوعَةٍۙ
Meali:
Tükenmeyen ve yasaklanmayan
34
وَفُرُشٍ مَرْفُوعَةٍۜ
Meali:
Ve yükseltilmiş döşekler üstündedirler.
35
اِنَّٓا اَنْشَأْنَاهُنَّ اِنْشَٓاءًۙ
Meali:
Biz kadınları yeniden inşa ettik (yarattık).
36
فَجَعَلْنَاهُنَّ اَبْكَاراًۙ
Meali:
Onları bâkireler yaptık.
37
عُـرُباً اَتْـرَاباًۙ
Meali:
Hep yaşıt sevgililer,
38
لِاَصْحَـابِ الْيَم۪ينِۜ ۟
Meali:
Sağın adamları içindir.
39
ثُلَّةٌ مِنَ الْاَوَّل۪ينَۙ
Meali:
Bir çoğu öncekilerdendir.
40
وَثُلَّةٌ مِنَ الْاٰخِر۪ينَۜ
Meali:
Bir çoğu da sonrakilerdendir.
41
وَاَصْحَابُ الشِّمَالِۙ مَٓا اَصْحَابُ الشِّمَالِۜ
Meali:
Solun adamları, nedir o solcular!
42
ف۪ي سَمُومٍ وَحَم۪يمٍۙ
Meali:
İçlerine işleyen bir ateş ve kaynar şu içinde,
43
وَظِلٍّ مِنْ يَحْمُومٍۙ
Meali:
Kapkara dumandan bir gölge altındadırlar.
44
لَا بَارِدٍ وَلَا كَر۪يمٍ
Meali:
Ki ne serindir, ne de faydalı.
45
اِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذٰلِكَ مُتْرَف۪ينَۚ
Meali:
Çünkü onlar bundan önce varlık içinde sefâhete dalmışlardı.
46
وَكَانُوا يُصِرُّونَ عَلَى الْحِنْثِ الْعَظ۪يمِۚ
Meali:
Büyük günahı işlemekte ısrar ediyorlardı.
47
وَكَانُوا يَقُولُونَ اَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَاباً وَعِظَاماً ءَاِنَّا لَمَبْعُوثُونَۙ
Meali:
Ve diyorlardı ki: "Biz ölüp, toprak ve kemik yığını olduktan sonra, biz mi bir daha diriltileceğiz?"
48
اَوَاٰبَٓاؤُ۬نَا الْاَوَّلُونَ
Meali:
"Önceki atalarımızda mı?"
49
قُلْ اِنَّ الْاَوَّل۪ينَ وَالْاٰخِر۪ينَۙ
Meali:
De ki: "Öncekiler ve sonrakiler"
50
لَمَجْمُوعُونَ اِلٰى م۪يقَاتِ يَوْمٍ مَعْلُومٍ
Meali:
"Belli bir günün belli vaktinde mutlaka toplanacaklardır."
51
ثُمَّ اِنَّكُمْ اَيُّهَا الضَّٓالُّونَ الْمُكَذِّبُونَۙ
Meali:
Sonra siz, ey sapık yalanlayıcılar!
52
لَاٰكِلُونَ مِنْ شَجَرٍ مِنْ زَقُّومٍۙ
Meali:
Elbette bir ağaçtan, zakkum ağacından yiyeceksiniz.
53
فَمَالِـؤُ۫نَ مِنْهَا الْبُطُونَۚ
Meali:
Karınlarınızı hep onunla dolduracaksınız.
54
فَشَارِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ الْحَم۪يمِۚ
Meali:
Üstüne de kaynar su içeceksiniz.
55
فَشَارِبُونَ شُرْبَ الْه۪يمِۜ
Meali:
Susuzluk illetine tutulmuş develerin içişi gibi içeceksiniz.
56
هٰذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ الدّ۪ينِۜ
Meali:
İşte ceza gününde onlara sunulacak ziyafet budur.
57
نَحْنُ خَلَقْنَاكُمْ فَلَوْلَا تُصَدِّقُونَ۟
Meali:
Biz sizi yarattık; tasdik etmeniz gerekmez mi?
58
اَفَرَاَيْتُمْ مَا تُمْنُونَۜ
Meali:
Attığınız meniyi gördünüz mü?
59
ءَاَنْتُمْ تَخْلُقُونَهُٓ اَمْ نَحْنُ الْخَالِقُونَ
Meali:
Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan biz miyiz?
60
نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ الْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوق۪ينَۙ
Meali:
Aranızda ölümü takdir eden biziz ve bizim önümüze geçilmez.
61
عَلٰٓى اَنْ نُبَدِّلَ اَمْثَالَكُمْ وَنُنْشِئَكُمْ ف۪ي مَا لَا تَعْلَمُونَ
Meali:
Böylece sizin yerinize benzerlerinizi getirelim ve sizi bilmediğiniz bir yaratılışta tekrar var edelim diye (böyle yapıyoruz).
62
وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ النَّشْاَةَ الْاُو۫لٰى فَلَوْلَا تَذَكَّرُونَ
Meali:
Andolsun, ilk yaratılışı bildiniz. Düşünüp ibret almanız gerekmez mi?
63
اَفَرَاَيْتُمْ مَا تَحْرُثُونَۜ
Meali:
Ektiğinizi gördünüz mü?
64
ءَاَنْتُمْ تَزْرَعُونَهُٓ اَمْ نَحْنُ الزَّارِعُونَ
Meali:
Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz?
65
لَوْ نَشَٓاءُ لَجَعَلْنَاهُ حُطَاماً فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ
Meali:
Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık. Hayret eder dururdunuz.
66
اِنَّا لَمُغْرَمُونَۙ
Meali:
"Doğrusu borç altına girdik."
67
بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ
Meali:
"Doğrusu, biz yoksul bırakıldık" (derdiniz).
68
اَفَرَاَيْتُمُ الْمَٓاءَ الَّذ۪ي تَشْرَبُونَۜ
Meali:
İçtiğiniz suya baktınız mı?
69
ءَاَنْتُمْ اَنْزَلْتُمُوهُ مِنَ الْمُزْنِ اَمْ نَحْنُ الْمُنْزِلُونَ
Meali:
Buluttan onu siz mi indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz?
70
لَوْ نَشَٓاءُ جَعَلْنَاهُ اُجَاجاً فَلَوْلَا تَشْكُرُونَ
Meali:
Dileseydik onu tuzlu yapardık. O halde şükretseniz ya!
71
اَفَرَاَيْتُمُ النَّارَ الَّت۪ي تُورُونَۜ
Meali:
Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz?!
72
ءَاَنْتُمْ اَنْشَأْتُمْ شَجَرَتَـهَٓا اَمْ نَحْنُ الْمُنْشِؤُ۫نَ
Meali:
Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz?
73
نَحْنُ جَعَلْنَاهَا تَذْكِرَةً وَمَتَاعاً لِلْمُقْو۪ينَۚ
Meali:
Biz onu bir ibret ve çölden gelip geçenlere bir fayda yaptık.
74
فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظ۪يمِ۟
Meali:
Öyleyse büyük Rabbinin adını yücelt.
75
فَلَٓا اُقْسِمُ بِمَوَاقِـعِ النُّجُومِۙ
Meali:
Hayır, yıldızların yerlerine yemin ederim.
76
وَاِنَّهُ لَقَسَمٌ لَوْ تَعْلَمُونَ عَظ۪يمٌۙ
Meali:
Bilirseniz bu büyük bir yemindir.
77
اِنَّهُ لَقُرْاٰنٌ كَر۪يمٌۙ
Meali:
O, elbette şerefli bir Kur'ân'dır.
78
ف۪ي كِتَابٍ مَكْنُونٍۙ
Meali:
Korunmuş bir kitaptadır.
79
لَا يَمَسُّهُٓ اِلَّا الْمُطَهَّرُونَۜ
Meali:
Ona temizlenenlerden başkası el süremez.
80
تَنْز۪يلٌ مِنْ رَبِّ الْعَالَم۪ينَ
Meali:
(O), âlemlerin Rabbinden indirilmiştir.
81
اَفَبِهٰذَا الْحَد۪يثِ اَنْتُمْ مُدْهِنُونَۙ
Meali:
Şimdi siz bu sözü mü küçümsüyorsunuz?
82
وَتَجْعَلُونَ رِزْقَـكُمْ اَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ
Meali:
Rızkınızı, yalanlamanızdan ibaret mi kılıyorsunuz?
83
فَلَوْلَٓا اِذَا بَلَغَتِ الْحُلْقُومَۙ
Meali:
Can boğaza dayandığı zaman
84
وَاَنْتُمْ ح۪ينَئِذٍ تَنْظُرُونَۙ
Meali:
Ki o zaman siz (ölmek üzere olana) bakar durursunuz.
85
وَنَحْنُ اَقْرَبُ اِلَيْهِ مِنْكُمْ وَلٰـكِنْ لَا تُبْصِرُونَ
Meali:
Biz ona sizden daha yakınız, fakat siz görmezsiniz.
86
فَلَوْلَٓا اِنْ كُنْتُمْ غَيْرَ مَد۪ين۪ينَۙ
Meali:
Eğer cezalandırılmayacak iseniz,
87
تَرْجِعُونَـهَٓا اِنْ كُنْتُمْ صَادِق۪ينَ
Meali:
Onu geri çevirsenize; şayet iddianızda doğru iseniz.
88
فَاَمَّٓا اِنْ كَانَ مِنَ الْمُقَرَّب۪ينَۙ
Meali:
Fakat ölen kişiye gelince, eğer o rahmete yaklaştırılanlardan ise,
89
فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّتُ نَع۪يمٍ
Meali:
Ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır.
90
وَاَمَّٓا اِنْ كَانَ مِنْ اَصْحَابِ الْيَم۪ينِۙ
Meali:
Eğer O, sağın adamlarından ise,
91
فَسَلَامٌ لَكَ مِنْ اَصْحَابِ الْيَم۪ينِ
Meali:
"(Ey sağcı), sana sağcılardan selam!”
92
وَاَمَّٓا اِنْ كَانَ مِنَ الْمُكَذِّب۪ينَ الضَّٓالّ۪ينَۙ
Meali:
Ama yalanlayıcı sapıklardan ise;
93
فَنُزُلٌ مِنْ حَم۪يمٍۙ
Meali:
İşte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır.
94
وَتَصْلِيَةُ جَح۪يمٍۙ
Meali:
Ve cehenneme atılma vardır.
95
اِنَّ هٰذَا لَهُوَ حَقُّ الْيَق۪ينِۚ
Meali:
Kesin gerçek budur işte.
96
فَسَبِّـحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظ۪يمِ
Meali:
Öyle ise Rabbini o büyük ismiyle tesbih et.
« Sure Listesine Dön