🏠︎    KUR'AN-I KERİM TÜRKÇE MEALİ (ELMALILI M. HAMDİ YAZIR)

70 - Mearic

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

1
سَاَلَ سَٓائِلٌ بِعَذَابٍ وَاقِعٍۙ
Meali: Bir isteyen, olacak azabı istedi.
2
لِلْـكَافِر۪ينَ لَيْسَ لَهُ دَافِعٌۙ
Meali: Kâfirler için onu savacak yok.
3
مِنَ اللّٰهِ ذِي الْمَعَارِجِۜ
Meali: O, derece ve makamların sahibi Allah'tandır.
4
تَعْرُجُ الْمَلٰٓئِكَةُ وَالرُّوحُ اِلَيْهِ ف۪ي يَوْمٍ كَانَ مِقْدَارُهُ خَمْس۪ينَ اَلْفَ سَنَةٍۚ
Meali: Melekler ve Ruh miktarı ellibin yıl süren bir gün içinde ona çıkar.
5
فَاصْبِرْ صَبْراً جَم۪يلاً
Meali: O halde güzel bir sabır ile sabret.
6
اِنَّهُمْ يَرَوْنَهُ بَع۪يداًۙ
Meali: Çünkü onlar onu uzak görürler.
7
وَنَرٰيهُ قَر۪يباًۜ
Meali: Biz ise onu yakın görüyoruz.
8
يَوْمَ تَكُونُ السَّمَٓاءُ كَالْمُهْلِۙ
Meali: O gün gök erimiş bir maden gibi olur.
9
وَتَكُونُ الْجِبَالُ كَالْعِهْنِۙ
Meali: Dağlar da atılmış renkli yün gibi olur.
10
وَلَا يَسْـَٔلُ حَم۪يمٌ حَم۪يماًۚ
Meali: Dost dostun halini soramaz.
11
يُبَصَّرُونَهُمْۜ يَوَدُّ الْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَد۪ي مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍ بِبَن۪يهِۙ
Meali: Birbirlerine gösterilirler. Suçlu o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister; oğullarını,
12
وَصَاحِبَتِه۪ وَاَخ۪يهِۙ
Meali: Eşini ve kardeşini,
13
وَفَص۪يلَتِهِ الَّت۪ي تُـْٔو۪يهِۙ
Meali: Kendisini barındıran, içinde yetiştiği tüm ailesini,
14
وَمَنْ فِي الْاَرْضِ جَم۪يعاًۙ ثُمَّ يُنْج۪يهِۙ
Meali: Ve yeryüzünde bulunanların hepsini ki, tek kendini kurtarabilsin.
15
كَلَّاۜ اِنَّهَا لَظٰىۙ
Meali: Hayır, o alevlenen bir ateştir.
16
نَزَّاعَةً لِلشَّوٰىۚ
Meali: Derileri kavurur, soyar.
17
تَدْعُوا مَنْ اَدْبَرَ وَتَوَلّٰىۙ
Meali: Çağırır, sırtını dönüp gideni,
18
وَجَمَعَ فَاَوْعٰى
Meali: Mal toplayıp kasada yığanı,
19
اِنَّ الْاِنْسَانَ خُلِقَ هَلُوعاًۙ
Meali: Doğrusu insan dayanıksız ve huysuz yaratılmıştır.
20
اِذَا مَسَّهُ الشَّرُّ جَزُوعاًۙ
Meali: Kendisine kötülük dokundu mu sızlanır.
21
وَاِذَا مَسَّهُ الْخَيْرُ مَنُوعاًۙ
Meali: Kendisine hayır dokundu mu cimrilik eder.
22
اِلَّا الْمُصَلّ۪ينَۙ
Meali: Ancak namaz kılanlar bunun dışındadır.
23
اَلَّذ۪ينَ هُمْ عَلٰى صَلَاتِهِمْ دَٓائِمُونَۖ
Meali: Onlar ki namazlarını sürekli kılarlar.
24
وَالَّذ۪ينَ ف۪ٓي اَمْوَالِهِمْ حَقٌّ مَعْلُومٌۙ
Meali: Onların mallarında belli bir hak vardır,
25
لِلسَّٓائِلِ وَالْمَحْرُومِۖ
Meali: Hem isteyen için, hem de istemekten utanan yoksul için.
26
وَالَّذ۪ينَ يُصَدِّقُونَ بِيَوْمِ الدّ۪ينِۖ
Meali: Onlar ki ceza gününü tasdik ederler.
27
وَالَّذ۪ينَ هُمْ مِنْ عَذَابِ رَبِّهِمْ مُشْفِقُونَۚ
Meali: Rablerinin azabından korkarlar.
28
اِنَّ عَذَابَ رَبِّهِمْ غَيْرُ مَأْمُونٍۚ
Meali: Çünkü Rablerinin azabından emin olunmaz.
29
وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِفُرُوجِهِمْ حَافِظُونَۙ
Meali: Onlar ki ırzlarını korurlar.
30
اِلَّا عَلٰٓى اَزْوَاجِهِمْ اَوْ مَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ فَاِنَّهُمْ غَيْرُ مَلُوم۪ينَۚ
Meali: Ancak zevcelerine ve cariyelerine karşı hariç. Çünkü onlara yaklaştıklarında kınanmazlar.
31
فَمَنِ ابْتَغٰى وَرَٓاءَ ذٰلِكَ فَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْعَادُونَۚ
Meali: Bundan ötesini isteyenler, var ya işte onlar haddi aşanlardır.
32
وَالَّذ۪ينَ هُمْ لِاَمَانَاتِهِمْ وَعَهْدِهِمْ رَاعُونَۖ
Meali: Onlar emanetlerini ve ahitlerini gözetirler.
33
وَالَّذ۪ينَ هُمْ بِشَهَادَاتِهِمْ قَٓائِمُونَۖ
Meali: Şahitliklerinde dürüsttürler.
34
وَالَّذ۪ينَ هُمْ عَلٰى صَلَاتِهِمْ يُحَافِظُونَۜ
Meali: Namazlarına devam ederler.
35
اُو۬لٰٓئِكَ ف۪ي جَنَّاتٍ مُكْرَمُونَۜ ۟
Meali: İşte bunlar cennetlerde ağırlanırlar.
36
فَمَالِ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا قِبَلَكَ مُهْطِع۪ينَۙ
Meali: Şimdi ne oluyor o inkâr edenlere ki, sana doğru boyunlarını uzatarak koşuyorlar:
37
عَنِ الْيَم۪ينِۙ وَعَنِ الشِّمَالِ عِز۪ينَ
Meali: Sağdan ve soldan bölük bölük.
38
اَيَطْمَعُ كُلُّ امْرِئٍ مِنْهُمْ اَنْ يُدْخَلَ جَنَّةَ نَع۪يمٍۙ
Meali: Onlardan herbiri, bir nimet cennetine sokulacağını mı umuyor?
39
كَلَّاۜ اِنَّا خَلَقْنَاهُمْ مِمَّا يَعْلَمُونَ
Meali: Hayır, biz onları bildikleri şeyden yarattık.
40
فَلَٓا اُقْسِمُ بِرَبِّ الْمَشَارِقِ وَالْمَغَارِبِ اِنَّا لَقَادِرُونَۙ
Meali: Artık o doğuların ve batıların Rabbine yemine ne gerek, elbette bizim gücümüz yeter.
41
عَلٰٓى اَنْ نُبَدِّلَ خَيْراً مِنْهُمْۙ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوق۪ينَ
Meali: Onları kendilerinden daha hayırlı olanlarla değiştirebiliriz ve bizim önümüze geçilmez.
42
فَذَرْهُمْ يَخُوضُوا وَيَلْعَبُوا حَتّٰى يُلَاقُوا يَوْمَهُمُ الَّذ۪ي يُوعَدُونَۙ
Meali: O halde bırak onları, kendilerine vaad edilen günlerine kavuşuncaya kadar dalıp oynayadursunlar.
43
يَوْمَ يَخْرُجُونَ مِنَ الْاَجْدَاثِ سِرَاعاً كَاَنَّهُمْ اِلٰى نُصُبٍ يُوفِضُونَۙ
Meali: O gün kabirlerden hızlı hızlı çıkacaklar, sanki putlara gidiyorlarmış gibi fırlayacaklar.
44
خَاشِعَةً اَبْصَارُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌۜ ذٰلِكَ الْيَوْمُ الَّذ۪ي كَانُوا يُوعَدُونَ
Meali: Gözleri düşük, kendilerini bir alçaklık saracak da saracak. İşte onlara vaad edilen gün, o gündür.
« Sure Listesine Dön