🏠︎    KUR'AN-I KERİM TÜRKÇE MEALİ (ELMALILI M. HAMDİ YAZIR)

75 - Kıyamet

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

1
لَٓا اُقْسِمُ بِيَوْمِ الْقِيٰمَةِۙ
Meali: Hayır, yemin ederim o kıyamet gününe.
2
وَلَٓا اُقْسِمُ بِالنَّفْسِ اللَّوَّامَةِ
Meali: Yine hayır, yemin ederim o sürekli kendini kınayan nefse.
3
اَيَحْسَبُ الْاِنْسَانُ اَلَّنْ نَجْمَعَ عِظَامَهُۜ
Meali: İnsan, kendisinin kemiklerini bir araya toplayamayacağımızı mı sanıyor?
4
بَلٰى قَادِر۪ينَ عَلٰٓى اَنْ نُسَوِّيَ بَنَانَهُ
Meali: Evet, bizim onun parmak uçlarını bile aynen eski haline getirmeye gücümüz yeter.
5
بَلْ يُر۪يدُ الْاِنْسَانُ لِيَفْجُرَ اَمَامَهُۚ
Meali: Fakat insan günahı devam ettirmek ister.
6
يَسْـَٔلُ اَيَّانَ يَوْمُ الْقِيٰمَةِۜ
Meali: O kıyamet günü ne zaman? Diye sorar.
7
فَاِذَا بَرِقَ الْبَصَرُۙ
Meali: Ne zaman ki o göz şimşek çakar,
8
وَخَسَفَ الْقَمَرُۙ
Meali: Ay tutulur,
9
وَجُمِعَ الشَّمْسُ وَالْقَمَرُۙ
Meali: Güneş ve ay toplanır,
10
يَقُولُ الْاِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ اَيْنَ الْمَفَرُّۚ
Meali: İşte o gün insan, "kaçacak yer neresi?” der.
11
كَلَّا لَا وَزَرَۚ
Meali: Hayır, hayır, yok bir siper.
12
اِلٰى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍۨ الْمُسْتَقَرُّۜ
Meali: O gün varılıp durulacak yer, ancak Rabbinin huzurudur.
13
يُنَبَّؤُا الْاِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ بِمَا قَدَّمَ وَاَخَّرَۜ
Meali: O gün insana, yapıp öne sürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir.
14
بَلِ الْاِنْسَانُ عَلٰى نَفْسِه۪ بَص۪يرَةٌۙ
Meali: Doğrusu insan kendi nefsini görür,
15
وَلَوْ اَلْقٰى مَعَاذ۪يرَهُۜ
Meali: Bir takım özürler ortaya atsa da.
16
لَا تُحَرِّكْ بِه۪ لِسَانَكَ لِتَعْجَلَ بِه۪ۜ
Meali: Onu hemen okumak için dilini depretme.
17
اِنَّ عَلَيْنَا جَمْعَهُ وَقُرْاٰنَهُۚ
Meali: Kuşkusuz onu toplamak ve okumak bize aittir.
18
فَاِذَا قَرَأْنَاهُ فَاتَّبِعْ قُرْاٰنَهُۚ
Meali: O halde biz onu okuduğumuz zaman sen onun okunuşunu takip et.
19
ثُمَّ اِنَّ عَلَيْنَا بَيَانَهُۜ
Meali: Sonra onu açıklamak da bize aittir.
20
كَلَّا بَلْ تُحِبُّونَ الْعَاجِلَةَۙ
Meali: Hayır, siz peşin olanı (dünyayı) seviyorsunuz da
21
وَتَذَرُونَ الْاٰخِرَةَۜ
Meali: Ahireti bırakıyorsunuz.
22
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاضِرَةٌۙ
Meali: Yüzler var ki o gün ışıl ışıl parlar.
23
اِلٰى رَبِّهَا نَاظِرَةٌۚ
Meali: Rabbine bakar.
24
وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ بَاسِرَةٌۙ
Meali: Yüzler de var ki o gün asıktır.
25
تَظُنُّ اَنْ يُفْعَلَ بِهَا فَاقِرَةٌۜ
Meali: Anlar ki kendisine belkıran (bel kemiklerini kıran belalı bir iş) yapılır.
26
كَلَّٓا اِذَا بَلَغَتِ التَّرَاقِيَۙ
Meali: Hayır hayır, ne zaman ki can köprücük kemiklerine dayanır,
27
وَق۪يلَ مَنْ۔ رَاقٍۙ
Meali: "Tedavi edebilecek kimdir?” denilir.
28
وَظَنَّ اَنَّهُ الْفِرَاقُۙ
Meali: Can çekişen bunun o ayrılık anı olduğunu anlar.
29
وَالْتَفَّتِ السَّاقُ بِالسَّاقِۙ
Meali: Bacak bacağa dolaşır..
30
اِلٰى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍۨ الْمَسَاقُۜ‌۟
Meali: İşte o gün sevk, ancak Rabbinedir.
31
فَلَا صَدَّقَ وَلَا صَلّٰىۙ
Meali: Fakat o, ne sadaka verdi, ne namaz kıldı.
32
وَلٰـكِنْ كَذَّبَ وَتَوَلّٰىۙ
Meali: Fakat yalanladı ve döndü.
33
ثُمَّ ذَهَبَ اِلٰٓى اَهْلِه۪ يَتَمَطّٰىۜ
Meali: Sonra da çalım sata sata ailesine gitti.
34
اَوْلٰى لَكَ فَاَوْلٰىۙ
Meali: Gerektir o bela sana, gerek.
35
ثُمَّ اَوْلٰى لَكَ فَاَوْلٰىۜ
Meali: Evet, gerektir o bela sana gerek.
36
اَيَحْسَبُ الْاِنْسَانُ اَنْ يُتْرَكَ سُدًىۜ
Meali: İnsan başıboş bırakılacağını mı sanır?
37
اَلَمْ يَكُ نُطْفَةً مِنْ مَنِيٍّ يُمْنٰىۙ
Meali: O, dökülen erlik suyundan bir damla (sperm) değil miydi?
38
ثُمَّ كَانَ عَلَقَةً فَخَلَقَ فَسَوّٰىۙ
Meali: Sonra bir aleka (embriyon) oldu da Rabbi onu biçime koydu, sonra şekil verdi.
39
فَجَعَلَ مِنْهُ الزَّوْجَيْنِ الذَّكَرَ وَالْاُنْثٰىۜ
Meali: Ondan da iki cinsi; erkek ve dişiyi var etti.
40
اَلَيْسَ ذٰلِكَ بِقَادِرٍ عَلٰٓى اَنْ يُحْيِيَ الْمَوْتٰى
Meali: Peki, bunu yapanın ölüleri diriltmeye gücü yetmez mi?
« Sure Listesine Dön