🏠︎    KUR'AN-I KERİM TÜRKÇE MEALİ (ELMALILI M. HAMDİ YAZIR)

77 - Mürselat

RAHMAN VE RAHİM OLAN ALLAH'IN ADIYLA

1
وَالْمُرْسَلَاتِ عُرْفاًۙ
Meali: Andolsun birbiri ardınca gönderilenlere,
2
فَالْعَاصِفَاتِ عَصْفاًۙ
Meali: Büküp devirenlere,
3
وَالنَّاشِرَاتِ نَشْراًۙ
Meali: Yaydıkça yayanlara,
4
فَالْفَارِقَاتِ فَرْقاًۙ
Meali: Seçip ayıranlara,
5
فَالْمُلْقِيَاتِ ذِكْراًۙ
Meali: Bir öğüt bırakanlara,
6
عُذْراً اَوْ نُذْراًۙ
Meali: Gerek özür için olsun, gerek uyarı için,
7
اِنَّمَا تُوعَدُونَ لَوَاقِعٌۜ
Meali: Herhalde size vaad olunan kesinlikle olacaktır.
8
فَاِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْۙ
Meali: Hani o yıldızlar silindiği zaman,
9
وَاِذَا السَّمَٓاءُ فُرِجَتْۙ
Meali: Gök yarıldığı zaman,
10
وَاِذَا الْجِبَالُ نُسِفَتْۙ
Meali: Dağlar savrulduğu zaman,
11
وَاِذَا الرُّسُلُ اُقِّتَتْۜ
Meali: Elçiler, tayin edilen vakitlerine erdirildikleri zaman,
12
لِاَيِّ يَوْمٍ اُجِّلَتْۜ
Meali: Bunlar hangi güne ertelendiler?
13
لِيَوْمِ الْفَصْلِۚ
Meali: Hüküm gününe..
14
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا يَوْمُ الْفَصْلِۜ
Meali: Bildin mi, nedir o hüküm günü?
15
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ
Meali: O gün yalanlayanların vay haline!
16
اَلَمْ نُهْلِكِ الْاَوَّل۪ينَۜ
Meali: Biz, öncekileri helak etmedik mi?
17
ثُمَّ نُتْبِعُهُمُ الْاٰخِر۪ينَ
Meali: Sonra geridekileri de onlara katarız.
18
كَذٰلِكَ نَفْعَلُ بِالْمُجْرِم۪ينَ
Meali: Biz suçlulara böyle yaparız.
19
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ
Meali: O gün yalanlayanların vah haline!
20
اَلَمْ نَخْلُقْكُمْ مِنْ مَٓاءٍ مَه۪ينٍۙ
Meali: Biz sizi âdi bir sudan yaratmadık mı?
21
فَجَعَلْنَاهُ ف۪ي قَرَارٍ مَك۪ينٍۙ
Meali: Onu sağlam bir yerde oturttuk.
22
اِلٰى قَدَرٍ مَعْلُومٍۙ
Meali: Belli bir süreye kadar.
23
فَقَدَرْنَاۗ فَنِعْمَ الْقَادِرُونَ
Meali: Demek ki biçimlendirmişiz. Ne güzel biçimlendireniz biz.
24
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ
Meali: O gün yalanlayanların vay haline!
25
اَلَمْ نَجْعَلِ الْاَرْضَ كِفَاتاًۙ
Meali: Yeryüzünü bir tokat (toplanma yeri) yapmadık mı?
26
اَحْيَٓاءً وَاَمْوَاتاًۙ
Meali: Gerek diriler, gerekse ölüler için.
27
وَجَعَلْنَا ف۪يهَا رَوَاسِيَ شَامِخَاتٍ وَاَسْقَيْنَاكُمْ مَٓاءً فُرَاتاًۜ
Meali: Orada yüksek yüksek dağlar oturtup da size bir tatlı su sunmadık mı?
28
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ
Meali: O gün yalanlayanların vay haline!
29
اِنْطَلِقُٓوا اِلٰى مَا كُنْتُمْ بِه۪ تُكَذِّبُونَۚ
Meali: (Kıyameti yalanlayanlara şöyle denir): "Haydin gidin o yalanladığınız şeye doğru.”
30
اِنْطَلِقُٓوا اِلٰى ظِلٍّ ذ۪ي ثَلٰثِ شُعَبٍۙ
Meali: "Haydi gidin o üç çatallı gölgeye (cehenneme)."
31
لَا ظَل۪يلٍ وَلَا يُغْن۪ي مِنَ اللَّهَبِۜ
Meali: O, ne gölgelendirir, ne alevden korur.
32
اِنَّهَا تَرْم۪ي بِشَرَرٍ كَالْقَصْرِۚ
Meali: O, saray gibi kıvılcımlar atar.
33
كَاَنَّهُ جِمَالَتٌ صُفْرٌۜ
Meali: Sanki o kıvılcımlar, sarı sarı (erkek deve sürüleridir).
34
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ
Meali: O gün yalanlayanların vay haline!
35
هٰذَا يَوْمُ لَا يَنْطِقُونَۙ
Meali: Bugün, konuşamıyacakları gündür.
36
وَلَا يُؤْذَنُ لَهُمْ فَيَعْتَذِرُونَ
Meali: Kendilerine izin de verilmez ki, özür beyan etsinler.
37
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ
Meali: O gün yalanlayanların vay haline!
38
هٰذَا يَوْمُ الْفَصْلِۚ جَمَعْنَاكُمْ وَالْاَوَّل۪ينَ
Meali: Bu, işte o hüküm günüdür. Sizi ve öncekileri bir araya topladık.
39
فَاِنْ كَانَ لَكُمْ كَيْدٌ فَك۪يدُونِ
Meali: Bir hileniz varsa beni atlatın.
40
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ۟
Meali: O gün yalanlayanların vay haline!
41
اِنَّ الْمُتَّق۪ينَ ف۪ي ظِلَالٍ وَعُيُونٍۙ
Meali: Kuşkusuz takva sahipleri gölgeler altında ve pınar başlarındadır.
42
وَفَوَاكِهَ مِمَّا يَشْتَهُونَۜ
Meali: Canlarının çektiğinden türlü meyveler arasındadırlar.
43
كُلُوا وَاشْرَبُوا هَن۪ٓيـٔاً بِمَا كُنْتُمْ تَعْمَلُونَ
Meali: (Onlara): "Yaptıklarınıza karşılık afiyetle yiyin, için" (denir).
44
اِنَّا كَذٰلِكَ نَجْزِي الْمُحْسِن۪ينَ
Meali: İşte biz güzel amel işleyenleri böyle mükafatlandırırız.
45
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ
Meali: O gün yalanlayanların vay haline!
46
كُلُوا وَتَمَتَّعُوا قَل۪يلاً اِنَّكُمْ مُجْرِمُونَ
Meali: Yiyin, zevklenin biraz, çünkü siz suçlularsınız.
47
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ
Meali: O gün yalanlayanların vay haline!
48
وَاِذَا ق۪يلَ لَهُمُ ارْكَعُوا لَا يَرْكَعُونَ
Meali: Onlara: "Rüku edin" denildiği zaman etmezler.
49
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ
Meali: Vay haline o gün yalanlayanların!
50
فَبِاَيِّ حَد۪يثٍ بَعْدَهُ يُؤْمِنُونَ
Meali: Artık bundan (Kur'an'dan) sonra hangi söze inanacaklar?
« Sure Listesine Dön