UŞAKLIĞI ÖĞRETEMEDİM
İngiliz Kralı VIII. Edward
istanbul'a Atatürk'ü ziyarete geldiği zaman, Atatürk kendisine
bir akşam ziyafeti vermişti. ziyafetten önce:
- Bana İngiltere
sarayında verilen ziyafetler ne şekilde olur, onu bilen birisini
yahut bir aşçı bulunuz!... dedi.
sonunda İngiliz sofra merasimini bilen
bir kişiden öğrenerek sofrayı o şekilde düzene koydular... akşam
kral sofraya oturunca kendisini kral sarayında zannederek memnun
oldu. Atatürk'e dönerek:
- Sizi tebrik eder ve size teşekkür
ederim. kendimi İngiltere'de zannettim, diyerek
memnuniyetini bildirdi.
Ancak yemek servisi yapılırken,
garsonlardan birisinin ayağı yerdeki halıya takılarak, taşıdığı
servis tabaklarının hepsini yere düşürür. Yemekler
halının üzerine dağılır. Bu hatayı yapan
garson ise utancından kıpkırmızı kesilir.Bu
yaşanan olayı fırsata dönüştürmek isteyen İngiliz Kralı alay
etmek istercesine;
-Yeni bir ülke kurdunuz ama ekselansları, henüz hizmet edecek bir uşağınız bile yok.
Mustafa Kemal Atatürk hiç istifini bozmadan yanıt verir;
-Haklısınız ekselansları, ben bu millete her şeyi öğretebildim ama onlara uşak olmayı bir türlü öğretemedim.
Yemek sırasında Kral, Atatürk’e şöyle bir soru sordu:
-Türkiye bir savaş sırasında ne kadar asker
çıkarabilir Ekselans” ?
Atatürk bu soruya şöyle cevap verdi:
-Bu düşmana ve savaşa
göre değişir Kral hazretleri. İcabında kadınlı erkekli bütün Türkler
askerdir. Fakat talim görmüş asker olarak bir milyon çıkarabiliriz.
İngiltere Kralı VIII. Edward biraz düşündükten sonra şöyle dedi:
-Demek bir savaş çıktığında derhal iki
milyonluk bir kuvvete sahip olabilirsiniz.
Atatürk İngiltere Kralı Edward’ın yanlış hesapladığını düşünerek şöyle
dedi:
-Hayır umumiyetle
yetişmiş asker bir milyon olur. Yani nüfusun yüzde yedi-sekizi
hesaplanır.”
İngiltere Kralı hayranlıkla Atatürk’e baktı, gülümseyerek başını
salladıktan sonra şu açıklamayı yaptı:
-Ekselans, ben doğru hesap yaptım. Bir milyon
ordunuz, bir milyonda şahsen sizsiniz. Toplamı benim dediğim gibi iki
milyon olur.
Kral VIII. Edward, Türk topraklarından ayrılır ayrılmaz Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’e bir teşekkür telgrafı yazdı. Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan bu telgrafta şunlar yazmaktaydı:
"Türk topraklarından ayrılırken, bana karşı gösterdikleri dostane tarzı kabulden ve gerek ekselansları, gerek makamat-ı resmiye ve Türk milleti tarafından şahsıma karşı izhar edilip beni çok mütehassıs eden itinalardan dolayı ekselanslarına çok samimi teşekkürlerimi takdim etmek isterim. Türkiye’de ilk ikametimde pek zevkli bir hatıra muhafaza edeceğim. Minnettarlık ifadelerime terdifen sizi en iyi temennilerimi sunarım. Ekselanslarınızın semahatle bana tahsis ettikleri hususi tren seyahatinde büyük bir konfor içinde seyahat ediyoruz."
Kral VIII. Edward’ın bu nazik telgrafına karşılık olarak Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk aynı incelikle bir cevap kaleme aldı. Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan bu cevap telgrafında şunlar yazmaktaydı:
"Majestelerinin, Türk topraklarından ayrılırken bana gönderme nezaketinde bulundukları telgraf, beni derin surette mütehassis etmiştir. Majestelerinin memleketimize, bize çok kısa görünen ikametleri esnasında Türk milleti, haklarında beslediği yüksek takdir ve ihtiramkâr muhabbet hislerini ifade edebilmiştir. Majesteleri bütün kalpleri kendisine cezbetmiştir. Ben, şahsen, bu cazibeyi, bütün şümulüyle hissetmenin büyük zevkini duyuyorum. Şerefli hükümdar hakkında beslemekte olduğum samimi dostluk hisleri, bu ilk ve kısa telakkinin bıraktığı unutulmaz hatıra ile tebellür etmiş bulunuyor. Majestelerine bütün kalbimle, çok güzel bir seyahat ve payitahtlarına mes’ud bir avdet diler, en samimi temennilerimi kabul buyurmalarını rica ederim."