HER ŞEY SİZİN HAKKINIZDIR
Başkomutanlık savaşının yapıldığı günlerde, Atatürk'le birlikte olan Bay Salih Bozok, o günlere ait bir anısını söyle açıklar:
O savaş gününün gecesiydi. Gelen bir rapora göre düşman çok kötü bir duruma girmişti. Ertesi sabah Afyon'dan gelen Gazi Mustafa Kemal Paşa ile Dumlupınar'a hareket ettik. O civardaki Birinci Ordu Komutanını çadırında
bulduk. Tutsak edilen Yunan subayları arasındaki bir kurmay subayın Atatürk yanına getirilmesini istedi. Ona bir çay getirmelerini soyledikten sonra, durum hakkında bilgisi olmadığını açıkladı... Bunun üzerine Mustafa Kemal
Paşa haritayı açarak düşman durumu hakkında alınan raporlara göre gelişen durumu işaretlediler. Düşman kurmayı kendi ordusunun düşmüş olduğu ağı görmüş ve durumun çok tehlikeli olduğunu anlamıştı. İnsiyatifi dışında bir hareketle parmağını haritanın üzerinde gezdirdi ve:
-Bu duruma göre Kolordu Komutanımızla, dört Fırka Komutanımızın, Ordularınızın çemberi içinde bulunduğunu sanırım!..., dedi.
Gazi, aldığı bu bilgiyi hemen telefonla Kolordu Komutanı Kemaleddin Sami Paşaya bildirdi ve sözü edilen Komutanların kesinlikle tutsak edilmelerini istedi. Düşman subayı, önce Türkçe bilmediğini açıklamış ve kendisiyle tercüman aracılığında Rumca görüşülmüştü;
Fakat Gazi Paşanın Türkçe olarak verdiği bu emri duyunca benzi kül gibi oldu, Elini alnına götürdü, üzüntüsünden getirilen çayı içmedi ve çadırdan cıkmak için izin istedi. Türkçe bildiğini hissettiğim için ben beraber dışarı çıktım, Kendisine Türkçe:
-Nerelisin?.., dedim.
Sorumu şöyle cevapladı:
-Selânik'liyim, Kule kahvehaneleri mahallesinde oturuyordum.
Ne garip rastlantı! Ben de Selânik'te o mahallede oturmaktaydım. Sordum.
- Niçin o güzel Selâniği biraktn da buralara geldin?...
⁃ Askerim, emir aldım!...
Başının çok fena ağrıdığını fazla konuşmaya gücü olmadığını söyleyince gerekli ilâçları verdik.
Mustafa Kemal Paşa, Kemaleddin Sami Paşa'nın karargâhına gitmek istiyordu. Yolun çok tehlikeli olabileceği uyarısı O'nu yolundan alıkoymamıştı. Orada düşmanın geri çekilişini dürbünle izlerken sordu:
- İleride bir duman görüyorum bu nedir?
Kemaleddin Sami Paşa soruyu cevapladı:
- Düşman ağırlıklarını yakıyor Paşam!
Ufuktaki dağların arasına çekilen güneşin son ışıkları, erlerimizin düşman mevzilerinde parlayan süngülerine yansımıştı.
Gece başlarken ates kesilmişti. Afyon'a döneceğimizi sanırken Gazi Paşa Dumlupınar köyüne gideceğimizi açıkladı. Paşanin çadırını köy evlerinden birinin damı üzerine kurduk. Kısa bir süre sonra General Kâzım, savaşta tutsak edilen dört düşman Generalini getirdi. Bunlar bir gün önce Gazinin tutsak edilmelerini istediği Kolordu Komutanları idi. Mustafa Kemal Paşa, tutsak edilen Yunan generalleri ile görüşerek bilgi aldı. Soruların sonunda bir General, kiminle görüştüğünü sorunca kendisine:
- General Mustafa Kemal'dir!.... cevabını verdim.
Hayretle gözlerini açtı, inanmak istemiyordu. Sorusunu tekrarlıyarak:
- Fakat bu General Mustafa Kemal bizim bildiğimiz Mareşal Mustafa Kemal midir?.,
dedi.
Görüştüğü Komutanin gerçekten Başkomutan General Mustafa Kemal olduğuna inandıktan sonra da:
- Dün de burada mıydı?...
- Başkomutanlık savaşını bizzat kendisi yönetmiştir!...
Cevabımıza düsman Generali bir süre sustuktan sonra bakışlarını saygı ile, takdir ile Gazi Pasa'ya çevirdi ve dudaklarından şu sözler döküldü:
-Zafer, galibiyet, ün ve bu topraklar, Her şey, sizin hakkınızdır... Bizim Hacı Anesti İzmir'den kıpırdamadı !..