EMİR O'NDAN GELİNCE
Bu olay da, gene Bay Salih Bozok'tan aynen aktarıyorum:
Cephede dolaşırken, bir gün de, hiç farkına varmadan, düşmanla çarpışan avcılarımızla, düşmana ateş saçan topçularımızın arasına girmişiz. O sırada yanımıza, yedeğinde bos bir at getiren bir süvari geldi ve Gazi Paşaya:
-Komutanımız size bu atı gönderdi. Sizi topçu menzilinde bekliyor.
Atatürk:
- Sen bu atı ona götür de, binip kendisi gelsin buraya!
Çok geçmeden onbeşinci fırka Komutanı Derviş Paşa yanımıza geldi. Gazi Paşa şu andaki durum hakkında bilgi ve açıklama yapmasını istedi, Paşa:
- Düşman öncüleriyle çarpışıyoruz Paşam!...
Derviş Paşanın bu cevabı bitmeden arkamızdan müthiş bir gurup ateşi başlamıştı. Topçularımız dağları tepeleri zelzeleyle sarsarcasına gürlüyorlardı, Atatürk, Derviş Paşaya:
-Biz buraya gelmişken, topçularımız nasıl bizden geride kalır?... Onları bizim ilerimize geçirmeniz gerekir!
Derviş Paşanin bu emri derhal yerine getirip dönüşünden sonra Gazi Paşa güldü ve ona:
-Paşam, iş tamam olmadı. Çünkü bu sefer de, avcı hattıyla, topçu hattı bir araya gelmiş oldu!...
Önceki emrinden de, bu sözlerinden de anlaşılhyordu ki, Gazi Paşa düşmanı işini bir an önce bitirmek, kuvvetlerimizi derhal hücuma geçirmek istiyordu. Derviş Paşanın gerçekten keskin zekâsı Gazi Paşanın bu niyetini çoktan anlamıştı. Nitekim:
- Paşam, emrederseniz, avcı hattını da ileriye sürelim!...
dedi
Atatürk maksadının çabuk anlaşılmasından memnuniyet duyarak güldü ve:
-Siz, hem Komutan, hem de dervişsiniz, o halde daha ne duruyorsunuz?... Saldırıya...Derhal saldırıya geçmeliyiz!..., dedi.
Bulunduğumuz yerden avcı hattı ile bağlantı yoktu. Bu yüzden Derviş Paşa, Atatürk'ün bu emrini avcı hattına bizzat götürecekti. Bu çok tehlikeliydi. Bu durumu düşünerek Derviş Paşaya:
- Paşam, oraya kendiniz gitmeyip de, bir başkasını gönderseniz daha iyi olmaz mı?...
soruma Derviş Paşa, kaşlarını çatarak:
-Baksana emir nereden geliyor!...
cevabını ve sonra üstüne atladığı atı ateş hattına doğru dört nalla sürüşünü yaşamım oldukça unutamam.
Çok değil, yarım saat sonra, avcılarımız harekete geçtiler ve bir saat sonra da dikiş tutturamayan düşman erleri Murat dağlarına doğru çil yavruları gibi dağılıp, Atatürk'ü, bir çok muratlarından birine daha kavuşturmuşlardı .